5 Haziran 2020 Cuma

Afganistan'da Yaşama Hakkının İhlallerine Dair..

Afganistan'da Yaşama Hakkının İhlallerine Dair..

  Bu yazıda Afganistan’ın yaşama hakkına dair ihlallerin nasıl gerçekleştiği birçok örnekle sunulacak ve ihlalin gerçekleşmesini etkileyen faktörlere değinilerek, ihlallerin nasıl meşru hale getirildiği incelenecektir. Afganistan otuz yılı aşkın bir süredir yaşama hakkının ihlaline sebep olan birçok koşulla yüz yüze gelmiştir. Ülke, konumundan dolayı işgale maruz kalmış aynı zamanda kendi içindeki iç savaşla birlikte altyapısındaki tahribat, çevresel bozulmalar giderek artmıştır. Diğer tüm hakların temelini oluşturan yaşama hakkı ise ülke içinde oluşan askeri operasyonlar, tarafların tutarsız kıyımları, özellikli bir kitleye dayanmadan sivil hayatını tehlikeye atan ve birçok insanın yaşamına son veren neticelerle ihlal edilmektedir. Düzendeki bozulmalar domino taşı gibi bir diğerini getirmiş ve şiddetli iktidar değişiklikleri, düşmanlıklar ve güvensizlikler ülke genelinde yaygın kanunsuzluk, işsizlik, endemik yoksulluğu ortaya koymuştur.
 Bunun yanı sıra para ile adam tutma, silah taşıma geleneği, namus, şeref anlayışı gibi toplumsal nedenlerle oluşan devlet otoritesinin zayıflığı mevcut hukuk düzeninin kişi olarak tanımladığı her bireyin doğumundan itibaren elde ettiği yaşama hakkını, fiziksel varlığının sürdürebilmesinin önüne geçmiştir. Ülke içindeki taraflar ise bu ihlallere dair bir araştırma gerçekleştirmemiş ve ortaya bir çözüm koymamıştır. Bu ihlallerden ise en fazla toplumda korunmasız olarak görülen engelli bireyler özellikle engelli kadınlar etkilenmektedir.
 Ülkedeki savaşın etkilerinden biri ise savaşın mağdurları olan engelli bireylerin sayısının giderek artması olmuştur. Afganistan’da diğer ülkelere kıyasla engelli birey sayısı çok fazladır fakat devlet için toplumdaki bu bireyler önem arz etmemektedir. Afganistan basit sağlık problemlerine dahi çözüm getirmekte oldukça yetersizdir, engelli kadın vatandaşlar engelli olduklarına dair belge almak istediklerinde çirkin tekliflerle, sözlü tacizle ve ayrımcılıkla karşılaşabiliyor, hakları olanı alabilmek için bir bedel ödemeleri isteniyor ve bu devlet kurumlarında çalışanlar için meşru bir durummuş gibi algılanıyor. Cinsiyet ayrımcılığına maruz kalan kadınların yanında engelli kadınlar bu ayrımcılıktan daha fazla etkilenen gruptur, savunmasız görünen bu grup toplumsal alanda çeşitli şiddetlere maruz kalmaktadır.
 2012 yılında Afganistan, Engellilerin Hakları Sözleşmesi'ni ve Opsiyonel Protokolünü onaylamasına rağmen engelli bireyler yaşam haklarını tamamıyla elde edecek, hayatlarını kolaylaştıracak iyileşmelerin ve devletin sağlaması gereken sosyal ihtiyaçların birçoğundan yoksundur, ulusal kimlik kartı edinmedikleri takdirde oy kullanamazlar, kimlik kartını elde etmek istediklerinde ise engellerle karşılaşırlar. Öte yandan engelli çocukları olan aileler tıbbi yardım isterse tedavi için ek ücrete tabi durumdadırlar. Engelli bireylerin özellikle kadınlar ve kız çocuklarının yaşama hakkı oldukça kısıtlıdır. (Disability Is Not Weakness, 2020)
 Afganistan’da insanların birbirlerinin yaşama haklarına taciz ettiği bir diğer durum ise kırsal kesimlerde gerçekleştirilen kadınla ilişkilendirilen namus kaybetme ve kazanmaya ilişik olarak öldürmeyi meşru gören kan davalarıdır. Kendi içinde kuralları olan bu kan davası, tarafların intikam anlayışı ve kurallar itibariyle ölümler konusunda bir devamlılık getirmiştir, bir nevi kısır döngüye sahip olan bu davalarda hukukun müdahalesi para karşılığında engellenebilmektedir. Suçluların elde ettiği bu imkan bir yandan yolsuzlukları devam ettirirken bir yandan da yaşamların devamlı bir tehdit altında olduğunu göstermektedir. Kan davalarında çözümün bir yolu ise ailelerin bu bedeli ödemek için kendi ailelerinden bir kadını karşı tarafa rızası sorgulanmadan gönderilmesi şeklindedir. Bu durumda kadının yaşam özgürlüğü elinden alınmış olup bazı zamanlardaysa bu eylemler kadınların intiharıyla sonuçlanabilmektedir. Kan davalarınca bireyin kendi özgürlüğüne bağlı olan bazı davranışları sergilenmesi yanlış görülür.  Örneğin bir kadınla bir erkeğin nikâhsız cinsel birlikteliği bu kan davalarının sebepleri arasında yer alır ve cezalandırılmalıdır, olay taraflarca ölüm sonuçlu olarak çözülmeye çalışılmıştır. Afganistan’da hukuk kuralları gereğince kan davaları hukuk dışı (extralegal) alanda meydana gelen kavgalar olarak görülmüştür. Dolayısıyla böyle bir olayı deneyimleyen bireyin, yaşam ve özgürlük güvencesi için devlete olan güveni şüpheli durumdadır. Bu ülkede şu sözler bireyin yaşam özgürlüğü adına söyleyebileceği şeylerdir; (Akyüz, 2019)
Her özgürlüğün ucunda bir yargı vardır, işte özgürlüğün son derece ağır bir yargı olması bundandır. (Camus, 2014)
 Yaşam hakkının ülkede ihlallerine giden yolda belki de en öne çıkan etken ise Taliban’ın varlığıdır. Bu grubun ortaya koyduğu İslami radikal ilkeler, toplumda koyu bir zıtlaşmayı ve suçlu aramayı beraberinde getirmiştir. Taliban yüzlerce sivili öldüren ve yaralayan ayrım gözetmeyen araçlar kullanmıştır. Bu İslami grup farklı işbirlikleriyle ülkede kendi varlığının çıkarlarına zıt giden her konuda şiddetini göstermiş, farklı köy ve eyaletlerde siviller üzerinde katliamlara sebep olmuştur. Örneğin seçimler esnasından birçok kişinin can güvenliğini tehdit eden açıklamalarda bulunmuşlar bunun yanı sıra seçim zamanlarında birçok ölüm sonuçlu saldırılar gerçekleştirmişlerdir. Ülke içinde farklı yıllarda egemenliğini genişleten Taliban’ın 11 Eylül olaylarından sonra hızı kesilmemiştir. Afganistan’da fiziksel yaşama özgürlüğünün ciddi oranda yoksun bırakılması bu grubun faaliyetlerine dayanmaktadır. (Anbarlı Bozata & Meriç)
 Yaşanan bu ihlallere spesifik olaylar bakımından baktığımızda çok yakın bir zamanda gerçekleşen bir diğer olayın doğrudan yaşam hakkını etkilediğini görürüz: 12 Mayıs 2020 tarihinde Kabil’de bir hastaneye silahlı saldırı yapılmış, bu saldırıda 13 sivil ölmüş ve 15 kişi yaralanmıştır, üstelik bu durum bütün dünyanın pandemiyle mücadele ettiği bir süreçte gerçekleşmiştir. Bu saldırı hastanede farklı çalışma alanlarındaki kişilerin ve hastaların hayatlarını tehdit etmiştir, bu gibi olaylar 2017 yılından itibaren Afganistan’da hız kazanmıştır. (Afghanistan: Attack on Hospital a War Crime, 2020)
 Bir diğer örnek ise yalnızca Afgan hükümetini ve yabancı askeri tesisleri hedef aldığını iddia eden Taliban’ın yüzlerce sivili öldüren ve yaralayarak ortaya koyduğu ölümcül olaydır. 28 Ocak 2018'de Kabil'de Taliban’ın ambulansla gizlenmiş bomba arabası 100'den fazla kişinin ölümüne sebep olmuştur.  Yine aynı şekilde 30 Nisan'da Kandabar kentinde NATO konvoyuna yapılan saldırı, yakınlardaki okulda bulunan 11 çocuğun ölümüne sebep olmuştur. Ayrıca Taliban'ın, Helmand eyaleti Lashkar Gah'taki bir spor tesisinin yakınında, 23 Mart'ta 15 sivili öldüren ve 40 kişiyi yaralayan bir bomba arabasından da sorumlu olduğu düşünülüyor. (Afghanistan Events of 2018, 2019)
 Ayrıca Sünni radikal İslami grup Taliban’ın, ülkenin %9-%15’lik bir kısmını oluşturan çoğunluğu Şii inancına sahip Hazaralar’ın da yaşam haklarına müdahale ettikleri görülmektedir. Örneğin bir Alman mühendislik firmasının tavsiyesi ile devlet Hazara nüfuslu bölgeden geçecek şekilde büyük bir elektrik projesi hazırlamıştı, TUTAP adlı bu projenin güzergahının değiştirilmesi Kabil’deki Hazaralar tarafından büyük bir tepki uyandırdı. Böyle bir değişimin neticesinde Hazaralar elektrikten yararlanamayacaklardı. Hükümetin kararı Kabil'de protestoları başlattı. Bu protestolara ise Daesh'e bağlı olduğu bildirilen teröristlerin saldırısı gerçekleşti, bu saldırılarla birlikte tamamı Hazara olan yaklaşık olarak 500 sivil hayatını kaybetti. (Hakimi, 2018) (Hazara people march on Kabil in power line protest, 2016)
Afganistan’da yaşama hakkının ihlaline dair en öne çıkan olaylardan biri de 2015 yılında Kabil’de gerçekleştirilen Farkhunda Malikzada’nın farklı işkence türlerine maruz kalarak olayın yaşandığı yerde bulunan erkekler tarafından saatler içinde öldürülmesidir. Olay şu şekilde gerçekleşmiştir: Farkhunda Malikzada, Shah-e Du Shamshira camisinin bekçisinin sattığı muskaların dinle ilgisi olmadığını ve bunların hurafe olduğunu belirtti, bunun üzerine bekçi “kız Kuran’ı yaktı” şeklinde bağırmaya başladı, sonradan bunun bir iftira olduğu ortaya çıktı. Bu noktadan sonra bir grup erkek taşlarla, sopalarla ve ayakları altına alarak Farkhunda’ya saldırmaya başladı, kalabalık giderek büyüdü. Erkekler “öldür onu” nidalarıyla önce linç ettiler, sonra yoldan geçen bir arabanın altında Farkhunda’nın bedenini ezdiler ardından nehir kenarına atarak yaktılar, bu olayları kayıt alarak sosyal medyada paylaştılar. Bu olaylar bir kentin merkezinde ve “radikal olmayan” bir grup tarafından gerçekleştirildi, polis müdahalesi ise asgari boyuttaydı. Olay yerinde bulunan polisler ve linçi gerçekleştiren kişiler idam, hapis cezaları ile yargılandılar. Olay uluslararası basında büyük çapta ses getirdi, aynı zamanda işkence etmekten zevk alan toplumdaki erkeklerin aşağılık hissini ortaya koydu. Bu olay Afganistan’ın özellikle kadınların yaşama hakkına olan sorumsuzluğunu ve ihmallerini aynı zamanda toplumumun yozlaşmasını göz önüne sermektedir. (Farooqi, 2018)

Kaynakça

Afghanistan Events of 2018. (2019). Human Rights Watch: https://www.hrw.org/world-report/2019/country-chapters/afghanistan adresinden alındı
Afghanistan: Attack on Hospital a War Crime. (2020, Mayıs 12). Human Rights Watch: https://www.hrw.org/news/2020/05/12/afghanistan-attack-hospital-war-crime adresinden alındı
Akyüz, M. (2019). Afgan Erkeğinin Kan Davası Algısı. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 12(62), s. 722-729. http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt12/sayi62_pdf/4sosyoloji_psikoloji_felsefe/akyuz_mesut.pdf adresinden alındı
Anbarlı Bozata, D., & Meriç, İ. (tarih yok). Afganistan'da Şiddet ve Terrörün Toplumsal Arka Planı. Akademik Orta Doğu Araştırmaları Dergisi(14). http://www.akademikortadogu.com/belge/ortadogu14makale/deniz_anbarli_bozatay_ismail_meric.pdf adresinden alındı
Camus, A. (2014). Düşüş. İstanbul: Can Yayınları.
Disability Is Not Weakness. (2020, Nisan 28). Human Rights Watch: https://www.hrw.org/report/2020/04/28/disability-not-weakness/discrimination-and-barriers-facing-women-and-girls#page adresinden alındı
Farooqi, S. (2018, Aralık 29). Misogyny and Lawlessness in Afghanistan: The Women's Fight for Equal Rİghts. Journal of Civil Rights and Economic Development, 32(2). https://scholarship.law.stjohns.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=1825&context=jcred adresinden alındı
Hakimi, M. J. (2018, August 31). Forum: The ICC and Afghanistan- Time to End Impunity? Yale Journal of International Law. http://www.yjil.yale.edu/forum-the-icc-and-afghanistan-time-to-end-impunity/ adresinden alındı
Hamidi, S. (2018, Aralık 13). Human Rights for a Stronger Afghanistan. Amnesty International: https://www.amnesty.org/en/latest/news/2018/12/human-rights-in-afghanistan/ adresinden alındı
Hazara people march on Kabil in power line protest. (2016). The Guardian: https://www.theguardian.com/world/2016/may/16/hazara-people-march-on-kabul-in-power-line-protest adresinden alındı



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder