Bu
yazıda Afganistan’ın yaşama hakkına dair ihlallerin nasıl gerçekleştiği birçok
örnekle sunulacak ve ihlalin gerçekleşmesini etkileyen faktörlere değinilerek,
ihlallerin nasıl meşru hale getirildiği incelenecektir. Afganistan otuz yılı
aşkın bir süredir yaşama hakkının ihlaline sebep olan birçok koşulla yüz yüze
gelmiştir. Ülke, konumundan dolayı işgale maruz kalmış aynı zamanda kendi
içindeki iç savaşla birlikte altyapısındaki tahribat, çevresel bozulmalar
giderek artmıştır. Diğer tüm hakların temelini oluşturan yaşama hakkı ise ülke
içinde oluşan askeri operasyonlar, tarafların tutarsız kıyımları, özellikli bir
kitleye dayanmadan sivil hayatını tehlikeye atan ve birçok insanın yaşamına son
veren neticelerle ihlal edilmektedir. Düzendeki bozulmalar domino taşı gibi bir
diğerini getirmiş ve şiddetli iktidar değişiklikleri, düşmanlıklar ve
güvensizlikler ülke genelinde yaygın kanunsuzluk, işsizlik, endemik yoksulluğu ortaya
koymuştur.
Bunun yanı sıra para ile adam tutma, silah
taşıma geleneği, namus, şeref anlayışı gibi toplumsal nedenlerle oluşan devlet
otoritesinin zayıflığı mevcut hukuk düzeninin kişi olarak tanımladığı her
bireyin doğumundan itibaren elde ettiği yaşama hakkını, fiziksel varlığının
sürdürebilmesinin önüne geçmiştir. Ülke içindeki taraflar ise bu ihlallere dair
bir araştırma gerçekleştirmemiş ve ortaya bir çözüm koymamıştır. Bu ihlallerden
ise en fazla toplumda korunmasız olarak görülen engelli bireyler özellikle
engelli kadınlar etkilenmektedir.
Ülkedeki savaşın etkilerinden biri ise savaşın
mağdurları olan engelli bireylerin sayısının giderek artması olmuştur.
Afganistan’da diğer ülkelere kıyasla engelli birey sayısı çok fazladır fakat
devlet için toplumdaki bu bireyler önem arz etmemektedir. Afganistan basit
sağlık problemlerine dahi çözüm getirmekte oldukça yetersizdir, engelli kadın
vatandaşlar engelli olduklarına dair belge almak istediklerinde çirkin
tekliflerle, sözlü tacizle ve ayrımcılıkla karşılaşabiliyor, hakları olanı alabilmek
için bir bedel ödemeleri isteniyor ve bu devlet kurumlarında çalışanlar için
meşru bir durummuş gibi algılanıyor. Cinsiyet ayrımcılığına maruz kalan
kadınların yanında engelli kadınlar bu ayrımcılıktan daha fazla etkilenen
gruptur, savunmasız görünen bu grup toplumsal alanda çeşitli şiddetlere maruz
kalmaktadır.
2012 yılında Afganistan, Engellilerin Hakları
Sözleşmesi'ni ve Opsiyonel Protokolünü onaylamasına rağmen engelli bireyler
yaşam haklarını tamamıyla elde edecek, hayatlarını kolaylaştıracak
iyileşmelerin ve devletin sağlaması gereken sosyal ihtiyaçların birçoğundan
yoksundur, ulusal kimlik kartı edinmedikleri takdirde oy kullanamazlar, kimlik
kartını elde etmek istediklerinde ise engellerle karşılaşırlar. Öte yandan
engelli çocukları olan aileler tıbbi yardım isterse tedavi için ek ücrete tabi durumdadırlar.
Engelli bireylerin özellikle kadınlar ve kız çocuklarının yaşama hakkı oldukça
kısıtlıdır. (Disability Is Not Weakness, 2020)
Afganistan’da insanların birbirlerinin yaşama
haklarına taciz ettiği bir diğer durum ise kırsal kesimlerde gerçekleştirilen
kadınla ilişkilendirilen namus kaybetme ve kazanmaya ilişik olarak öldürmeyi
meşru gören kan davalarıdır. Kendi içinde kuralları olan bu kan davası,
tarafların intikam anlayışı ve kurallar itibariyle ölümler konusunda bir
devamlılık getirmiştir, bir nevi kısır döngüye sahip olan bu davalarda hukukun
müdahalesi para karşılığında engellenebilmektedir. Suçluların elde ettiği bu
imkan bir yandan yolsuzlukları devam ettirirken bir yandan da yaşamların
devamlı bir tehdit altında olduğunu göstermektedir. Kan davalarında çözümün bir
yolu ise ailelerin bu bedeli ödemek için kendi ailelerinden bir kadını karşı
tarafa rızası sorgulanmadan gönderilmesi şeklindedir. Bu durumda kadının yaşam
özgürlüğü elinden alınmış olup bazı zamanlardaysa bu eylemler kadınların
intiharıyla sonuçlanabilmektedir. Kan davalarınca bireyin kendi özgürlüğüne
bağlı olan bazı davranışları sergilenmesi yanlış görülür. Örneğin bir kadınla bir erkeğin nikâhsız
cinsel birlikteliği bu kan davalarının sebepleri arasında yer alır ve
cezalandırılmalıdır, olay taraflarca ölüm sonuçlu olarak çözülmeye
çalışılmıştır. Afganistan’da hukuk kuralları gereğince kan davaları hukuk dışı
(extralegal) alanda meydana gelen kavgalar olarak görülmüştür. Dolayısıyla
böyle bir olayı deneyimleyen bireyin, yaşam ve özgürlük güvencesi için devlete
olan güveni şüpheli durumdadır. Bu ülkede şu sözler bireyin yaşam özgürlüğü
adına söyleyebileceği şeylerdir; (Akyüz, 2019)
Her
özgürlüğün ucunda bir yargı vardır, işte özgürlüğün son derece ağır bir yargı
olması bundandır. (Camus, 2014)
Yaşam hakkının ülkede ihlallerine giden yolda
belki de en öne çıkan etken ise Taliban’ın varlığıdır. Bu grubun ortaya koyduğu
İslami radikal ilkeler, toplumda koyu bir zıtlaşmayı ve suçlu aramayı
beraberinde getirmiştir. Taliban yüzlerce sivili öldüren ve yaralayan ayrım gözetmeyen
araçlar kullanmıştır. Bu İslami grup farklı işbirlikleriyle ülkede kendi
varlığının çıkarlarına zıt giden her konuda şiddetini göstermiş, farklı köy ve
eyaletlerde siviller üzerinde katliamlara sebep olmuştur. Örneğin seçimler
esnasından birçok kişinin can güvenliğini tehdit eden açıklamalarda bulunmuşlar
bunun yanı sıra seçim zamanlarında birçok ölüm sonuçlu saldırılar
gerçekleştirmişlerdir. Ülke içinde farklı yıllarda egemenliğini genişleten
Taliban’ın 11 Eylül olaylarından sonra hızı kesilmemiştir. Afganistan’da
fiziksel yaşama özgürlüğünün ciddi oranda yoksun bırakılması bu grubun
faaliyetlerine dayanmaktadır. (Anbarlı
Bozata & Meriç)
Yaşanan bu ihlallere spesifik olaylar
bakımından baktığımızda çok yakın bir zamanda gerçekleşen bir diğer olayın
doğrudan yaşam hakkını etkilediğini görürüz: 12 Mayıs 2020 tarihinde Kabil’de
bir hastaneye silahlı saldırı yapılmış, bu saldırıda 13 sivil ölmüş ve 15 kişi
yaralanmıştır, üstelik bu durum bütün dünyanın pandemiyle mücadele ettiği bir
süreçte gerçekleşmiştir. Bu saldırı hastanede farklı çalışma alanlarındaki
kişilerin ve hastaların hayatlarını tehdit etmiştir, bu gibi olaylar 2017
yılından itibaren Afganistan’da hız kazanmıştır. (Afghanistan:
Attack on Hospital a War Crime, 2020)
Bir diğer örnek ise yalnızca Afgan hükümetini
ve yabancı askeri tesisleri hedef aldığını iddia eden Taliban’ın yüzlerce
sivili öldüren ve yaralayarak ortaya koyduğu ölümcül olaydır. 28 Ocak 2018'de
Kabil'de Taliban’ın ambulansla gizlenmiş bomba arabası 100'den fazla kişinin
ölümüne sebep olmuştur. Yine aynı
şekilde 30 Nisan'da Kandabar kentinde NATO konvoyuna yapılan saldırı,
yakınlardaki okulda bulunan 11 çocuğun ölümüne sebep olmuştur. Ayrıca
Taliban'ın, Helmand eyaleti Lashkar Gah'taki bir spor tesisinin yakınında, 23
Mart'ta 15 sivili öldüren ve 40 kişiyi yaralayan bir bomba arabasından da
sorumlu olduğu düşünülüyor. (Afghanistan Events of 2018, 2019)
Ayrıca Sünni radikal İslami grup Taliban’ın,
ülkenin %9-%15’lik bir kısmını oluşturan çoğunluğu Şii inancına sahip
Hazaralar’ın da yaşam haklarına müdahale ettikleri görülmektedir. Örneğin bir
Alman mühendislik firmasının tavsiyesi ile devlet Hazara nüfuslu bölgeden
geçecek şekilde büyük bir elektrik projesi hazırlamıştı, TUTAP adlı bu projenin
güzergahının değiştirilmesi Kabil’deki Hazaralar tarafından büyük bir tepki
uyandırdı. Böyle bir değişimin neticesinde Hazaralar elektrikten yararlanamayacaklardı.
Hükümetin kararı Kabil'de protestoları başlattı. Bu protestolara ise Daesh'e
bağlı olduğu bildirilen teröristlerin saldırısı gerçekleşti, bu saldırılarla
birlikte tamamı Hazara olan yaklaşık olarak 500 sivil hayatını kaybetti. (Hakimi, 2018) (Hazara people march on Kabil in power line protest, 2016)
Afganistan’da
yaşama hakkının ihlaline dair en öne çıkan olaylardan biri de 2015 yılında
Kabil’de gerçekleştirilen Farkhunda Malikzada’nın farklı işkence türlerine
maruz kalarak olayın yaşandığı yerde bulunan erkekler tarafından saatler içinde
öldürülmesidir. Olay şu şekilde gerçekleşmiştir: Farkhunda Malikzada, Shah-e Du
Shamshira camisinin bekçisinin sattığı muskaların dinle ilgisi olmadığını ve
bunların hurafe olduğunu belirtti, bunun üzerine bekçi “kız Kuran’ı yaktı”
şeklinde bağırmaya başladı, sonradan bunun bir iftira olduğu ortaya çıktı. Bu
noktadan sonra bir grup erkek taşlarla, sopalarla ve ayakları altına alarak
Farkhunda’ya saldırmaya başladı, kalabalık giderek büyüdü. Erkekler “öldür onu”
nidalarıyla önce linç ettiler, sonra yoldan geçen bir arabanın altında
Farkhunda’nın bedenini ezdiler ardından nehir kenarına atarak yaktılar, bu
olayları kayıt alarak sosyal medyada paylaştılar. Bu olaylar bir kentin
merkezinde ve “radikal olmayan” bir grup tarafından gerçekleştirildi, polis
müdahalesi ise asgari boyuttaydı. Olay yerinde bulunan polisler ve linçi
gerçekleştiren kişiler idam, hapis cezaları ile yargılandılar. Olay
uluslararası basında büyük çapta ses getirdi, aynı zamanda işkence etmekten
zevk alan toplumdaki erkeklerin aşağılık hissini ortaya koydu. Bu olay
Afganistan’ın özellikle kadınların yaşama hakkına olan sorumsuzluğunu ve
ihmallerini aynı zamanda toplumumun yozlaşmasını göz önüne sermektedir. (Farooqi,
2018)
Kaynakça
Afghanistan Events of 2018. (2019). Human Rights Watch:
https://www.hrw.org/world-report/2019/country-chapters/afghanistan adresinden
alındı
Afghanistan:
Attack on Hospital a War Crime.
(2020, Mayıs 12). Human Rights Watch:
https://www.hrw.org/news/2020/05/12/afghanistan-attack-hospital-war-crime
adresinden alındı
Akyüz,
M. (2019). Afgan Erkeğinin Kan Davası Algısı. Uluslararası Sosyal
Araştırmalar Dergisi, 12(62), s. 722-729.
http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt12/sayi62_pdf/4sosyoloji_psikoloji_felsefe/akyuz_mesut.pdf
adresinden alındı
Anbarlı
Bozata, D., & Meriç, İ. (tarih yok). Afganistan'da Şiddet ve Terrörün
Toplumsal Arka Planı. Akademik Orta Doğu Araştırmaları Dergisi(14).
http://www.akademikortadogu.com/belge/ortadogu14makale/deniz_anbarli_bozatay_ismail_meric.pdf
adresinden alındı
Camus,
A. (2014). Düşüş. İstanbul: Can Yayınları.
Disability
Is Not Weakness. (2020, Nisan 28).
Human Rights Watch:
https://www.hrw.org/report/2020/04/28/disability-not-weakness/discrimination-and-barriers-facing-women-and-girls#page
adresinden alındı
Farooqi,
S. (2018, Aralık 29). Misogyny and Lawlessness in Afghanistan: The Women's
Fight for Equal Rİghts. Journal of Civil Rights and Economic Development,
32(2).
https://scholarship.law.stjohns.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=1825&context=jcred
adresinden alındı
Hakimi,
M. J. (2018, August 31). Forum: The ICC and Afghanistan- Time to End
Impunity? Yale Journal of International Law.
http://www.yjil.yale.edu/forum-the-icc-and-afghanistan-time-to-end-impunity/
adresinden alındı
Hamidi,
S. (2018, Aralık 13). Human Rights for a Stronger Afghanistan. Amnesty
International:
https://www.amnesty.org/en/latest/news/2018/12/human-rights-in-afghanistan/
adresinden alındı
Hazara
people march on Kabil in power line protest. (2016). The Guardian:
https://www.theguardian.com/world/2016/may/16/hazara-people-march-on-kabul-in-power-line-protest
adresinden alındı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder